2 ineği eliyle sağa sağa başladı işe. Sütü sattı sattı, kazandığı para ile yeni bir inek aldı. Kazandığını işine yatırdı. Derkeeen bir baktı ki inekleri satmaya başlamış. Ali Ergün amcam sağolsun yaptığı çiğ süt hesabıyla beynimi yaktı :) Şaka...
Başlı başına bir karakter Süleyman Kaplan. Sistematik. Derdini de biliyor anlatmasını da. Onu Beril Özcan keşfetti. Sonra da bana fikir verdi. "Git bak masrafı artmış mı?" dedi. Gittim baktım. Artmış. Her şeyin notunu da almış. Anlattı. Sadece o değil diğerleri de... Çiftçi dertli çiftçi borçlu. İşte...
Navigasyona girdik köyün adını. Aydın merkeze bir kaç kilometre gösteriyor. Şehre bu kadar yakın köy mü olur ya? Şaşkınlığımız geçmeden vardık bile. Aydın'a tepeden bakan yemyeşil küçük bir yer. Meydanına çadır kurulmuş. Bir kaç kişi nöbette. Hiç boş kalmıyormuş. Köye gelen olursa defederiz...
Kafası vızır vızır çalışanlarda bugün :) Arıların içinde arı gibi bir kadın... Aslı Tanuğur Samancı... Halinden tavrından belli. Çok çalışkan ve zeki. Aslında bir bal firmasında gıda mühendisi olarak çalışıyormuş. Evladı olunca dünyası da değişmiş haliyle. (Hangimizinki değişmiyor ki?) Sık sık hastalanan oğlu için...
Dönemin milletvekillerinden Falih Rıfkı Atay anlatıyor: "Meclis kürsüsünde 3 beyaz parolası revaçtaydı. Ekmeğimizi kendi unumuzdan yoğurmak, şekerimizi kendi pancarımızdan almak, bezimizi kendi pamuğumuzdan dokumak." Cumhuriyetin ilk yıllarında bu 3 beyazla üretim atağına geçildi. Un, şeker, pamuk Türkiye'nin temel taşları...
Muğla'ya gidiyoruz. Mutluyum. Türkiye'nin en güzel yeri neresi diye sorsanız ilk 3'e koyarım. Ezberden düşündüm. Nasıl olsa sıcaktır diye bir gömlek, bir ince mont... Aman Allah'ım... Kar soğuğu... Rüzgar adam dövüyor. Burnum makus talihine boyun eğerken Tayyibe Teyze leopar desenli polar...
Dayatılan gündeme kayıtsız kalamıyoruz. Bu güzide meyvemiz de 30 Ağustos 2018 tarihinde gündeme geldi. Cumhurbaşkanlığı resepsiyonunda, zengin içecekler menüsünde, ilk sıradaydı. Devletin zirvesi içti, beğendi. Muhalefet her zamanki gibi tepki gösterdi. Polemikleri televizyondan izleyenler de merak etti. Neydi bu ejder meyvesi... Biz de...
Yeni bir maceraya başladık. Aslında pek yeni sayılmaz. Yine yaptığım işi yapıyorum. Biraz detaylıca... Farklı hikayeleri kendi üslubumla anlatmaya gayret edeceğim. Burada annem şey derdi: "Allah muvaffakiyet versin" Bu kelimeyi her defasında hiç teklemeden nasıl söyleyebiliyor şaşarım. Neyse! Konumuza dönelim! Dalyan'daydık. Başka bir haber için... Başka bir...
Uzun zamandır ajanslardan haberler geçiyordu. Çiftçinin isyanı... Dökülen kasalar, saçılan ürünler, protestolar... "Ürünümüz para etmiyor" diyorlardı. Bu derde 2016 yılında kuraklık da eklendi. İkinci darbeyi yediler. Türkiye Ziraat Odaları Birliği'ni aradım. "En çok etkilenen bölge neresi?" diye sordum.  Hububat yetiştiren Konya Ovası'nı söylediler. Rotamızı...
"Benim bildiğim kadarıyla para ve zenginlik diğer dünyaya götürülemiyor." Ölümü hiç aklından çıkarmadığı besbelli olan o adam, yukarıdaki sözleri sanki hayat felsefesi yapmış. Elbet başka felsefeleri de vardır. Çünkü ömrü sadece günleri döndürerek geçmemiş. Yaşamış. Dolu dolu. Jose Mujica. Teee öte kıtadan geldi....