En şaşkına döndüğüm anlardan biriydi.
Kabe’deyiz. Bir yandan tavaf, bir yandan çekim yapıyoruz. İkisi bir arada nasıl oluyor diye sormayın, oluyor işte :)
Genişten alıyorum tavafı 🙂 Uzun uzun dönüyorum Kabe etrafında. Sağ yanımda da namaz kılanlar, dua edenler… Birden bir amca çıktı karşıma… “Öptüm onu, öptüm onu” diye haykırıyor. Kendinden geçmiş… Gözleri, dili kilitlenmiş… Hep aynı şeyi söylüyor, ağlıyor. Bir daha geleceğim sana diyor.
O an orada can verecek sandım. Ne yapacağımı şaşırdım. Bir tokat atıp “Kendine gel amca” demek de geldi içimden, tabi o arada kafamda yüz bin tane tilki dönüyor, Allah’ım diyorum nasıl oluyor, nasıl bir büyü bu, nasıl bir kendinden geçme hali, nasıl nasıl nasıl? Nasıl büyük bir sevgi, itaat, teslim? Kıskanıyorum bir de… Bir de diyorum ben bu kadar sevmiyor muyum?
Hayır tabi ki… Herkesin kalbi kendine…
Aslında çok çok basit ama bir o kadar da zor ve karmaşık.
Neyse, ben hep düşünüyorum bunları ilk Mekke’ye ayak bastığım günden beri.
Evet evet. Önceleri sadece koşulsuz inanırdım ve bana dayatılan dini yaşardım. Ama gidip gördükten sonra daha çok daha çok inanmakla birlikte aynı zamanda daha çok sorgular oldum. Anladım ki sorgulayarak da teslim mümkün.
Belki karışık gelmiş olabilir yazdıklarım ama durum budur. Velhasılıkelam kutsal topraklar ve yaşananlar anlata anlata bitirilemez askerlik anısı gibi mübarek.
Şimdilik, hazır ramazan ayı da duygularımızı depreştirmiş iken, görüntülediklerimizi bir kez daha paylaşmak istedim. Arzulayana da görmeyi nasip etsin Allah.
İki yolculukta bana eşlik eden kameramanlar Ercan Canik ve Soner Dabağ‘a da selam olsun 😉

Follow










