Adama soruyorum: “Çocuğunuz nerede doğdu?”

Kafasını çevirip arkasındakilere sesleniyor: “La kaçıncı kilometreydi bizimki?”

Güler misin ağlar mısın?

Mardin’in 30 bin nüfuslu ilçesi Dargeçit’teyiz.

Dargeçit’in bebekleri yollarda doğuyor… Doğum taksi var. Taksi şoförü Arafat bey… “Ebe Arafat” olmuş. Aracını gösteriyor. Doblo tarzı bir araç… Arka koltuğu katlıyor… Büyük bagaj kapısını kaldırıyor yukarı… Bir yastık… İşte oldu doğumhane… Doğum bezi, kadın pedi, sargısıydı makasıydı her şey mevcut. Bir sıcak su eksik. Ve tüm bunlar şaka değil. Çok gerçek…

Şu an Midyat – Mardin arası yazıyorum bunları ve yazdıklarımı az önce dinledim.

Bu vahim vakaları Cem Yılmaz edasıyla anlatan insanlar iki girişi de karakolla çevrili, asker tarafından korunan, terör belasının izlerinin silinmediği bir yerde yaşıyor.

Dargeçit tabelasını geçince “Buradan daha OHAL gitmemiş” diyorsunuz.

Gencecik polis çocuklar… Arabadan iner inmez kimliklerimizi istedi. Basın kartlarımızı gösterdik. “Sizin de emniyetinizi sağlamamız lazım yanlış anlamayın” diyorlar. Onlar da görev başında biz de… Karşılıklı gülücüklerimizle rahatlatıyoruz içlerimizi… Sıcaklık her zaman şenlendirir.

Peki biz niye buradayız? Başta da bahsetmeye çalıştığım; ilçede 4 katlı kocaman bir hastane var ama işte içinde doctor yok. Bir kaç aile hekimi, acil hekimleri, bir dahiliyeci ve o kadar! Kadın doğum yok, ortopedi yok, kbb yok, göz yok, çocuk doktoru yok. En basitinden Batman, Siirt, Şırnak ve Mardin karesinin tam ortasında kalan ilçede kadın doğum hekimi olmadığı için tüm anne adayları en yakını bir buçuk saat olan illere yönlendiriliyor ve giderken yolda doğuruyor.

Herkes kendinin uzmanı olmuş… Bir Dargeçitli yanıma yaklaşıyor: “Bakın bir kadın doğum uzmanı olmadıgı içindir kadınlarımız gebelik takibi de alamıyor, bilgileri yoktur, folik asit kullanmayan annelerin çocuklarında spina bifida oluyordur ha”

Muazzam…

Sonra bir gencimizle tanıştım. Babası elinden kağıtlar, şeffaf dosyalar koşturuyor. 7 yaşında gelişim ve büyüme geriliği teşhisi konmuş Kubbettin’e. O gün bugündür bir orada bir burada. İlk 4 sene İstanbul’a Çapa’ya gidip gelmiş. Sonra Diyarbakır’a üniversiteye çocuk endokrin bölümü açılmış da biraz olsun rahat etmiş. Rahat etmesi de şöyle…

Dargeçit’te çocuk doktoru yok. Olsa da endokrin. Önce hastaneden bir sevk kağıdı alıyor. O kağıtla Diyarbakır’a… 2 saati aşkın yol… Gitti mi hastaneye yetişemiyor tabi randevu bir gün sonraya kalıyor. Oğlu ile birlikte otel… Ertesi gün gidiyor ve yaptığı tek şey ilaç yazdırmak. Bu yol, bu masraf ilacını yazdırmak için. Bir seferde 8 kutu veriliyor en fazla o da iki ayda bitiyor. İki ayda bir tekrarlayan gitgel. İşin içine kontrol, röntgen vesaire girdi mi kalışlar uzuyor. Kubbettin şimdi 15 yaşında, 11 yaşında bir çocuğun gelişimine sahip ve her şeye alışmış.

Milenyum çılgınlığı ile kendimizi alüminyum folyolara saralı 20 yıl oldu ve gerdanlık geceleri ile binlerce turist ağırlayan Mardin’in 120 kilometre ötesinde bunlar yaşanıyor.